Uyku kaygısı: Son araştırmalar ve etkili tedaviler

Yeterli imkanınız olduğu halde uykuya başlamada, sürdürmede ve kaliteli uyumada süreğen olarak güçlük çekiyorsanız, uykusuzluğunuz tedavi gerektiriyor olabilir. İyi bir uyku; fiziksel, ruhsal tamir ve yenilenmemiz için gerekli bir süreçtir. Bu yenilenme sağlanmadığında fiziksel belirtilerin yanında ruhsal olarak isteksizlik, motivasyon kaybı, sinirlilik, dikkat ve bellek bozuklukları ortaya çıkmaktadır. Dünyada erişkinlerin yüzde 10-13’ü, hayatlarını ileri derecede etkileyecek düzeyde uykusuzluk tanısı alıyor.


Uykusuzluk ne zaman hastalık düzeyinde oluyor?

Uykusuzluk (insomnia), uyku için yeterli fırsat ve imkan olmasına rağmen, süreğen bir şekilde uykuya başlamada, sürdürmede ve kaliteli uyumada güçlük ve sonuçta gün içi işlevselliğinde bozulmalarla karakterizedir. Uyku bozukluğu ve ilişkili gün içi bulgular haftada en az üç kez ve en az üç aydır olması durumunda kronik uykusuzluk bozukluğu olarak tanımlanır. Kısa süreli insomniada ise uyku bozukluğu ve ilgili gündüz semptomları üç aydan kısa süreli olmalıdır.


İnsomnia hangi sıklıkta görünüyor?

Erişkinlerin yüzde 30- 40’ı, yaşamlarının bir döneminde uykusuzluk yakınmaları tanımlamakta, yüzde 10 13’ü yaşamlarını ileri derecede etkileyecek düzeyde uykusuzluk tanısını karşılamaktadır. Türkiye’de yapılan bir çalışmada kişilerin yüzde 9’u insomnia tanısını karşılamıştır.


Eksik uykuyu gün içinde ya da akşamın başka saatlerinde takviye etmek mümkün mü?

Kaliteli ve verimli bir uyku için gece uykusu önemlidir. Gündüz uykusunun gece uykusunu olumsuz etkilemediği saatler 13.30-15.00 arasıdır. Günün diğer saatlerindeki uykular gece uykusunun süresini ve kalitesini olumsuz etkiler. Uyku sağlığı açısından sabah vakitlice kalkmak ve gece uyku gelince yatmak en doğru yoldur.


İyi uykunun ruh sağlığımız üzerindeki etkisi nedir?

İyi bir uyku fiziksel, ruhsal tamir ve yenilenmemiz için gerekli bir süreçtir. Bu yenilenme sağlanmadığında fiziksel belirtilerin yanında ruhsal olarak isteksizlik, motivasyon kaybı, sinirlilik, dikkat ve bellek bozuklukları ortaya çıkmaktadır. İnsomniyaklarda depresyon ya da diğer bir psikiyatrik bozukluk gelişme riski yüksektir.


Bu kişilerde, insomni olmayanlara göre 3.5 yıl içinde depresyon gelişimi dört kat, anksiyete bozukluğu gelişimi iki kat, madde kötüye kullanımı ya da bağımlığı da yedi kat fazla görülmektedir. Diğer taraftan hemen her psikiyatrik bozuklukta uykusuzluk belirli ve yüksek oranlarda bir belirti olarak ortaya çıkmaktadır.


Görülme sıklığı nedir?

Kadınlar erkeklere göre yaklaşık iki kat daha fazla uykusuzluk tanısı alır. Uykusuzluk belirtileri yaşla beraber artar, 65 yaşın üzerinde yaşlı bireylerde uykusuzluk belirtisi sıklığı yüzde 50’lere ulaşır. Düşük gelir ve eğitim düzeyine sahip bireylerde uykusuzluk sıklığı artar. İşsizlerde, çalışanlara göre daha sık görülür. Ayrı yaşayanlar, boşanmışlar ya da eşini kaybetmiş olanlarda da daha sıktır.


Genetik yatkınlık söz konusu olabilir mi?

Evet. İnsomniyak kişilerin artmış uyarılmışlığın fiziksel ve psikolojik belirtilerini gösterdiklerine, kaygı düzeylerinin yüksek olduğuna dair kanıtlar bulunmaktadır. Akut bir stres kaynağından sonra oluşan uykusuzluk, çoğu birey için geçici durum iken, bu hastalarda oluşan uyuyamama ile ilgili gerginlik ve kaygı giderek bir kısır döngüye dönüşerek sorunun artarak süreğen hale gelmesine neden olur. Hasta uykusuzluğuna ve bunun günlük yaşamı üzerine olan etkilerine aşırı odaklanmıştır.


Televizyon karşısında uyumaya çalışmak doğru mu?

Televizyon karşısında uyuma çabası sık başvurulan yöntemlerden biridir. Televizyon ekranından gelen ve değişen ışık uyaran niteliğindedir. Uykuya geçişi kolaylaştırsa bile uykunun iç kalitesini bozmaktadır. Uyuyabilmek için gösterilen her çaba uykuyu olumsuz etkilemektedir. Uyku çağırdıkça kaçan bir haldir.


Son yıllarda insomnia tablosunda bir artıştan söz etmek mümkün mü?

Elektriğin keşfi 100 yıl öncesine göre ortalama uyku süresinin azalmasına yol açmıştır. Bilgisayar, televizyon, iş hayatı, trafikte geçen zaman, görevler, akıllı telefonlar, ödevler ve kent yaşamının getirdiği stres faktörleri, insomnianın artışına yol açmaktadır.


Uyuyamamanın kişilik yapısı ile ilgisi var mı?

Kaygı seviyesi yüksek, obsesif kişilik özellikleri gösteren, kontrolcü kişilerde insomnia görülme oranı yüksektir. Yaşantımızda bizi kuşatan koşullar, stres, ekonomik sıkıntı, sınav kaygısı, ölüm korkusu gibi faktörler uyuyamama üzerinde etkilidir. Kronik uykusuzlukta, günlük yaşantımızda oluşan stres faktörleri -bireysel farklılık olmakla birlikte başlatıcı faktör olarak rol oynar. Uykusuzluğun kronik hale gelmesi için genetik faktörler, kişilik yapısı, yatakta uzun zaman geçirme gibi sürdürücü faktörler de gerekli ve önemlidir.


Uyuyamamak psikolojik bir sorun mudur?

Psikolojik faktörlerle birlikte fiziksel hastalıklar ve tedavide kullanılan ilaçlar da uykusuzluğa yol açabilmektedir. Uykuda hareket bozuklukları, parasomniler, uykuda solunum bozuklukları gibi bazı primer uyku bozuklukları da uykusuzluğa yol açabilmektedir.


Tedavisi nasıl yapılır?

Tedaviye başlamadan önce iyi bir değerlendirme yapılıp, neden ortaya konmalıdır. Nedene yönelik tedavi temel prensiptir. Psikiyatrik veya fiziksel bir hastalığın bir belirtisi olarak insomnia ortaya çıkmışsa, bu hastalığın tedavisi uykusuzluğun tedavisinde öncelikli olmalıdır. Yine uykuda hareket bozukluğu gibi primer bir uyku bozukluğu sonucu ortaya çıkan insomniada tedavi tamamen farklı prensiplerle yapılmalıdır. Uyku hijyeni eğitimi, bilişsel ve davranışsal tedavi yöntemleri gibi farmakolojik olmayan tedaviler kronik insomniada birincil tedavi seçenekleridir. En temel öneriler sabah kalkış saatinin erkene alınması, akşam uyku gelince yatılması, uyunmayan sürenin yatakta geçirilmemesidir.


13 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Geçtiğimiz günlerde bir danışanımla şu konuşmayı yaptık ; “yapmak istediğim o kadar çok şey var ama ortam izin vermiyor “ dedi , ortam , elalem yani . Çevremize baktığımızda evliliklerini ailem ne der

Nedir toksik ilişki ? Hemen hemen hepimizin hayatının bir evresinde ,bu tip ilişkiler içinde olduğumuz insanlar olmuştur.Toksik ilişki bizim enerjimizi aşağıya çeken , bize kendimizi değersiz hissetti